FERİZAN PEKER (GÜNEY DİŞ DEPOSU)


Kısaca kendinizden bahseder misiniz?

                1950 yılında Gaziantep’te dünya ya geldim. İlk ve orta öğrenimimi İstanbul’da çeşitli okullarda yaptıktan sonra yükseköğrenimime İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisine devam ettim. Bu süreçte sevgili babam M. Şebip PEKER vefat etti. Bu beklenmedik olay üzerine bir yandan öğrenimime devam ederken bir yandan da ağabeyim Feridun PEKER ile Güney Diş ’de çalışmaya başladım.  Ağabeyim Feridun PEKER’in askere gitmesi ile beraber Güney Diş’in yönetimine geçtim ve bu güne kadar gerek sevgili ailem gerekse çalışanlarımla birlikte Güney Diş’i bu günkü konumuna getirebilmek için aralıksız çalıştım. Halen de gerek ülkeme gerekse sektöre daha fazla katkıda bulunabilmek adına ilk günkü heyecan ve şevkle çalışmaya devam ediyorum.


Ülkemizin de Diş Hekimliği malzemeleri sektöründeki en tecrübeli kişilerinden biri olarak, ağız diş sağlığı malzemeleri açısından geçmişten günümüze ürün gelişimi hakkında bizleri bilgilendirir misiniz?

                Bugün diş hekimliğinde ve diş laboratuvarlarında kullanılan malzeme hem kalite hem de teknoloji olarak geçmişte kullanılan malzemelerinden çok daha iyidir. Elbette bu durum bilimsel ve teknolojik gelişmeler göz önüne alındığında normal bir durumdur. Geçmişte diş hekimliğinde en teknolojik cihazlar diş üniteleriydi.  Şimdilerde genç diş hekimleri pek bilmezler ama iple çalışan tur motorları türbin yerine kullanılırdı.  Diş laboratuvarları santrifüj kuvveti elde etmek için sapan kullanırlardı.  İçinde bulunduğumuz günlerde ise kullanılan cihaz ve malzemeler o kadar gelişti ki dijital diş hekimliği veya bilgisayarlı diş hekimliği gibi kavramlar ortaya çıktı. Geçmişte yeni bir ürün ancak 5-6 senede bir çıkardı ve sadece ARGE yapan firmalar tarafından birkaç ürün piyasaya sunulurdu. Bu ürünlerin tanıtımları yapmak için uluslararası büyük fuarlar beklenirdi. Ama bugünlerde teknoloji o kadar hızlı gelişiyor ki firmalar neredeyse her yıl yeni bir ürün çıkıyor ve iletişim alanındaki gelişmelere bağlı olarak fuarları beklemeden de büyük tanıtımlar yapılıyor. Sonuç olarak her sektörde olduğu diş hekimliği malzemeleri sektörü de geçmişten günümüze hızla gelişiyor ki bu da memnuniyet verici bir durumdur.

Dünya Diş Hekimliği sektöründe kullanılan Dental materyaller açısından kıyasladığımızda Türkiye'yi nasıl değerlendirirsiniz?

                Dünyada ki sektörel gelişimlerin her birisi çok hızlı bir şekilde Türkiye pazarında yer alıyor. Bu konuda sektörel firmalarımızın iştahı ve çabası takdire değerdir. Zaten iletişim teknolojilerinde ki gelişimler nedeniyle Diş hekimlerimiz ve diş teknisyenlerimiz ürünler ile ilgili son gelişmeleri düzenli olarak takip ediyorlar ve bu konuda firmalardan talepte bulunuyorlar. Ben diş hekimliğinde ve diş laboratuvarlarında kullanılan malzemeler acısından yeni gelişmelerin en hızlı girdiği pazarlardan birinin Türkiye olduğunu düşünüyorum. Ancak Türkiye’de sektörel ürün üretimi tüketimimiz göz önüne alınca oldukça az ve olanlarda maalesef emek-yoğun üretimler. Daha teknoloji-yoğun ürünler geliştirip dünya pazarında Türkiye olarak söz sahibi ülkelerden biri olmamız en büyük temennimdir. Hâlihazırda Türkiye’nin koşullarında göz önüne aldığımızda üretim yapan ve bunları dünyaya pazarlamaya çalışan tüm meslektaşlarımı gönülden tebrik ediyorum.
 
Gelişmiş ülkelerdeki benzer ürünlerin tüketimi açısından değerlendirdiğinizde Türkiye'deki hekim başına/nüfus başına dental materyallerinin tüketimini nasıl değerlendiriyorsunuz?

                Bu sorunuzun cevabıni iki kısımda değerlendirebiliriz ki birincisi bir önceki sorunuzla ilintili ve onu hâlihazırda cevapladım. İkinci kısmı ise; Türkiye’de ağız ve diş sağlığına verilen önem ve gösterilen özenle ilgilidir. Üzülerek söylüyorum ki hâlihazırda ağız ve diş sağlığı konusunda faaliyet gösteren tüm kamu ve özel sektör kuruluşları ve konuyla ilgili şahısların tüm cabasına rağmen Türkiye ağız ve diş sağlığı konusunda istenen seviyede değildir. Bu gün devletin neredeyse ilçeler dahil olmak üzere ağız ve diş sağlığı merkezleri açmak suretiyle verdiği hizmete rağmen nüfusun hala büyük bir kısmı bu hizmetlerden yararlanmamaktadır. Ayrıca sosyokültürel olarak hangi katmanda olursa olsun nüfusun çok ciddi bir kısmının düzenli olarak diş hekimine gitme alışkanlığı yoktur. Ancak travma, akut ağrı vb. gibi durumlarda diş hekimine gitmektedirler. Bunun sonucu olarak da hem maliyetleri artmakta hem de önleyici tedavi yöntemleri ile ortadan kaldırılabilecek riskler gerçekleştiğinden tedaviler daha uzun sürmektedir. Bütün bu hususlar göz önüne alındığında Türkiye’de gelişmiş ülkelere göre malzeme tüketiminin Türkiye’de olması gerekenin çok altında olduğu düşünüyorum. Ama ağız ve diş sağlığı konusunda eğitim ve bilinç düzeyi yükseldikçe bu konuda hızlı bir şekilde yol alınacağı kanaatindeyim.